Eski Türk Edebiyatı

10/10/2009

gazeller

GAZEL 1        (failatün failatün failatün failün)

1-dostum alem senünçün ger olur düşmen mana, Gam değül zira yetersen dost ancak sen mana

2-aşka saldum men meni pend almayup bir dostdan, Hiç düşmen eylemez anı ki etdüm men mana

3-can u ten oldukça menden derd ü gam eksük değül, Çıhsa can hak olsa ten ne can gerek ne ten mana

4-vasl kadrin bilmedin firkat belasın çekmedin, Zulmet-i hecr etdi çoh tarık işi Ruşen mana

5-Dudü ahkerdür mana serv ile gül ey bağban, N’eylerem men gülşeni Gülşen sana külhan mana

6-gamze tiğin çekdi ol meh olma gafil ey gönül, Kim mukarrerdür bu gün ölmek sana şiven mana

7-Ey fuzuli çıhsa can çıhman Tarık-i aşkdan, Reh güzar-ı ehl-i aşk üzre kılun medfen mana

TÜRKÇESİ

1-Dostum eğer senin yüzünden herkes bana düşman olsa üzülmem çünkü dost olarak sen bana yetersin.

2-bir dosttan öğüt almadan ben kendimi aşk alemine attım,hiçbir düşmanın yapamayacağını ben kendime yaptım.

3-bu canım ve vücudum bende oldukça derdim,üzüntüm eksilmiyor.can çıksın vücudum da toprak olsun bana ne can nede vücut gerek

4-buluşmanın değerini bilmeden ayrılığın üzüntüsünü çekmeden ilahi sevğiliden ayrılığın karanlığı,acısı bana çok karanlık işi aydınlattı.

5- ey bahçivan! Senin gül bahçendeki selvi ağacın ve gülün bana duman ve ateş gibi gelir. Gülbahçesini ne yapayım? Gülbahçesi senin olsun bana külhan yetişir.

6- ey gönül! O ay yüzlü güzel keskin yan bakış kılıcını çekti sakın dalgın bulunma.bugün senin ölmen benimde başında yas tutup ağlamam kararlaştırılmış

7-ey fuzuli canım çıksa ölsemde bu aşk yolundan ayrılmam. Bana öldüğümde aşıkların gelip geçtiği yol üzerinde bir mezar yapın.

AÇIKLAMASI

Beyitteki dost ilahi sevğili olan tanrıdır.buyüzden bütün alem,herkes demiş.bununla dünyaya ait olan her şey yani kesret anlatılmış. Kesret mutasavvıfın düşmanıdır onu aldatır oyalar ve vahdet olan sevgiliye kavuşmasını engeller./aşk gönül işidir ve bunun için kimseye danışılmaz şair kendime kötülük ettim derken tersini söylüyor./gam manevi acıdır ve cana aittir.derd ise maddi hastalıktır vucuda aittir ikisi ortadan kalkınca yalnız gönül kalacaktır.ilahi aşk gönülde ortaya çıkar/buluşma ve ayrılık dünyaya aittir ve geçicidir tanrıdan ayrılık ise süreklidir bunun verdiği acı ve üzüntü insanı olgunlaştırır.ruh yüceliği saglar tarikatlardaki çileler bu olgunluga ulaşmak içindir./renk ve biçim bakımından servi ağacı dumana gül de ateşe benzetilmiş külhan hem ateşin hem dumanın bulunduğu ocaktır

GAZEL-2  (mefulü failatü mefailü failün )

1-Ya rab hemişe lutfunı kıl rehnuma mana , gösterme ol tarıki ki; yetmez sana mana

2-kat eyle aşinaluğum andan ki gayrdur , ancak öz aşinalarun et aşina mana

3-Bir yirde sabit et kadem-i i’tibarumu, kim rehber-i şeri’at ola mukteda mana

4-Yoh mende bir amel sana şayeste ah eğer , a’malüme göre vere adlün ceza mana

5-havf ü hatada muztaribem var ümid kim, lütfun vere beşaret-i afv-ı hata mana

6-men bilmezem mana gereğin sen hakimse, men’ eyle verme her ne gerekmez sana mana

7-oldur mana Murad ki oldur sana Murad , haşa ki senden özge ola müdde’a mana

8-Habs-i hevada koyma fuzuli-sıfat esir, ya rab hidayet eyle Tarık-ı fena mana

TÜRKÇESİ       (MEF’ULÜ FAİLATÜ MEFAİLÜ  FAİLÜN)

1-Tarım iyiliğini, bağışını bana her zaman yol gösterci önder yap sana ulaşmayan yolu bana gösterme

2-kendinden başka her şeyle benim ilgimi kes tanrım! Yalnızca gerçek tanıdıklarını bana tanıt

3- tanrım benim kararsız hareketli ayağımı bir yerde durdur. Şeriatın rehberi hz. Muhammed benim yol göstericim olsun

4- tanrım bende sana yaraşan hiçbir iş yok. Eğer adaletin beni yaptığım işlere göre cezalandıracaksa vay halime

5-hata işleme korkusundan hep üzüntü içindeyim. Tanrım senin iyiliğinin bana hatalarımın bağışlanacağı müjdesini vereceğini umuyor,buna güveniyorum

6- tanrım ben sana ne gerektiğini; ne yapıp ne yapmamam gerektiğini bilemiyorum. Sen her şeyi görür ve bilirsin bana ne gerekmiyorsa onu bana yaptırma engel ol

7- tanrım benim isteğim ancak senin isteğindir. Asla senden başka senden farklı bir şey isteyemem

8- tanrım beni fuzuli gibi arzu ve hevesler içinde hapsedip bunların tutsagı etme doğru yolu bulmamda bana yol gösterici ol beni yok olma yoluna eriştir.

AÇIKLAMASI

1-Kulu tanrıya ulaştıran yol şeriat yoludur. Fuzuli tam bir teslimiyetle kendini tanrının iradesine bağladığını söylüyor.bu gazel bir münacattır.

2- Mutasavvıflara göre tanrı vucud-ı mutlaktır ondan başka hiçbir varlık yoktur tanrı vahdettir ondan başka olan her şey gayr dır kesrettir tanrının öz aşinaları erişmiş olanlar veliler peygamberlerdir.

3-beyitte bir namaz mazmunu vardır.ayaklar namazda hareketsiz kalır.namazda bir imama uyulur şair hz peygamberin arkasında namaza durmayı onun yolunda olmayı istiyor.

4-ceza aslında hem iyi hemde kötü şeylerin karşılığı demektir fuzulinin tanrı adaletinin insanın ameline göre olacağına kuşkusu yoktur beyitte günahının çok olduğu ancak tanrının affına güvendiğini söylemek istemiştir.

8-fena yok olmak ölmek demektir beka nın tersidir.tasavvufta esas insanın heveslerinden vazgeçipnefsini susturarak dünya ile ilişkisini kesmesidir tanrının birliğinde yok olma bundan sonra olabilir.

GAZEL-3  (failatün failatün failatün failün)

Ey melek-sima ki senden özge hayrandır sana ,hakk bilür insan demez her kim ki insandır sana

2- virmeyen canın sana bulmaz hayat-ı Cavidan , zinde-i Cavit ana dirler ki kurbandur sana

3-alemi pervane-i şem’-i cemalün kıldı aşk, can-ı alemsen feda her lahza min candur sana

4-aşıka şevkunla can vermek sana müşkil değül, çün Mesih-i vaktsen can vermek asandur sana

5-çıhma yarum giceler ağyar ta’nından sahın, sen meh-i evc-i melahatsen bu noksandur sana

6-padişahum zulm idüp aşık seni zalim demiş, hub olanlardan yaman gelmez bu bühtandur sana

7-ey fuzuli hub-rulardan tegafüldür yaman,ger cefa hem gelse anlardan bir ihsandur sana

TÜRKÇESİ

1-Ey melek yüzlü sevgili senden başka herkes sana hayrandır dogrusu insan olan sana insan demez(melek der)

2-canını vermeyen ölümsüz hayata kavuşamaz ancak kendini sana kurban edene ölümsüz hayata erişmiş denir

3-aşk herkesi ve her şeyi güzelliğin mumu çevresinde pervane yaptı. Sen alemin canısın her an binlerce can sana kendini esirgemeden verir

4-sevginin ateşiyle aşıklara can vermek senin için güç değildir.çünkü sen zamanın isa’sısın can vermek senin için kolaydır.

5-sevgilim yabancıların ayıplamalarından sakın gece yarıları dışarı çıkma sen güzellik göğünün dolunayısın geceleri çıkmak sana yakışmaz kusur sayılır.

6- sultanım aşıklar sana haksızlık edip zalim demişler halbuki güzellerden kötülük gelmez bu sana iftiradır.

7-ey fuzuli güzel yüzlülerden gelecek kötülük aşıkı umursamamak,bilmezlikten gelmektir.güzellerden cefa ve eziyette gelse bu senin için iyiliktir lütuftur.

AÇIKLAMA

1-yok

2-İslami inanışa göre dünya hayatı geçici ahret hayatı süreklidir.can maddi varlıktır insan ölünce maddi hayattan kurtulup vahdete döner ve ölümsüz hayatına kavuşur.

3-sevgili cemali mutlak olan tanrıdır.güzelliğini görmek ve göstermek için kainatta tecelli etmiştir.bu yüzden alemin canı denmiştir pervane haberci manasındadır bütün alem tanrı cemalinin habercisi işaretidir.

4-hz.isanın mucizesi can vermek iyileştirmektir. Can vermek sözü iki mısrada canlandırmak ve canını vermek manalarında tevriyeli kullanılmışlardır.aşiklar canlarını verirler hz isa da çarmıhta canını vermiştir.

5-yarim kelimesi sevgilim ve yarım manalarında beyitte ay tutulması anlatılmış.dolunay akşamları çıkar gece yarısı görünmesi ayın tutulmasıdır ay tutulunca teneke çalınır tüfek atılır yani ta’n edilir ayıplanır.

6-beyitte yüzü güzel olanın kalbi de güzel olur hadisine telmih yapılmıştır.

GAZEL-4 (Mefailün mefailün mefailün mefailün)

1-Nedür bu haneler bu işveler bu naz ü istiğna, nedür cilveler bu şiveler bu kamet-i bala

2-nedür piç piç ü çin çin ü ham-be ham kakül, nedür bu turralar bu halka halka zülf-i müşğ-asa

3-nedür bu arız u hatt u nedür bu çeşm ü ebrular, nedür bu hal-i Hindular nedür bu habbetü’s-sevda

4-miyanun rişte-i can mı gümüş ayine mi sinen bünaguşunla menguşun gül ile jaledür guya

5- vefa ummaz cefadan yüz çevirmez baki aşıkdur, niyaz etmek ana cana yaraşur sana istiğna

 TÜRKÇESİ

1-bu gülüşler bu işler bu naz ve bu umursamazlık nedir?bu kırıtmalar bu edalar bu uzun boy nedir böyle?

2-bu kıvrım kıvrım büklüm büklüm  bu kıvır kıvır kakül nedir?bu alındaki perçemler bu misk kokulu halka halka zülüfler ne güzeldir.

3- bu yanak ve üzerindeki tüyler bu gözler bu kaşlar ne kardar güzel. Bu hindli benler,bu kara tane ne güzel böyle

4-belin can ipliği mi?gögsün gümüşten ayna mı? Sanki kulağının memesi gül inci küpende gülün üzerindeki çiğ tanesidir

5-ey sevgili! Baki aşıktır.senden vefa ummaz cefadanda yüz çevirmez ona yalvarıp yakarmak, sana da umursamazlık yaraşır.

GAZEL-5 (FAİLATÜN FAİLATÜN FAİLATÜN  FAİLÜN )

1-Gülistan bizim şarab u cam-ı mey güldür bana,kulkul-ı hulk-ı sürahi savt-ı bülbüldür bana

2-arızında ol iki zülf-i girih-girün senün, suya konmış iki garra taze sünbüldür bana

3-seng-i bidadunla serde zahm-ı hunınün ki var , guşe-i destarda rengin karanfüldür bana

4-mest-i medhuşum veli hali mey-i engurdan, lal-i nabın haleti keyfiyyet-i müldür bana

5-hayder-i kerrarım meydan-ı nazmın baki ya, nevk-i hame Zülfikar u tab’ düldüldür bana

TÜRKÇESİ

1-Benim için içki toplantısı gülbahçesi şarap kadehi de gül yerine geçer.sürahinin boğazındaki lıkırtı bana bülbül nağmesi gibi gelir.

2-yanagın üzerindeki düğüm düğüm zülüf bana suya konmus iki taze sünbül demetidir.

3-senin acımasıza attığın taşın kaşımda açtığı kanla yara benim için sarığımın köşesinde kırmızı bir karanfildir sanki.

4-üzüm şarabını içmeden sarhoş ve kendimden geçmiş bir haldeyim.dudağının saf şarabının etkisi beni şarap içmiş gibi sarhoş ediyor

5- ey baki nazım sahasının hz.ali gibi üst üste saldıran arslanıyım.kalemim ucu Zülfikar şairlik yaradılışım altımdaki düldüldür. 

GAZEL-6 (mefulü failatün mefulü failatün)

1-aşkın odına ey gül yansa cihan-ı Şeyda her bir avuç külünden bir bülbül ola peyda

2-mülk-i dile o lebden hakka ki korku vardır caiz ki bir şererden alem yana serapa

3-meyhane-i muhabbet mestanelerle toldu peymaneler pür oldu arif oturma tenha

4-dil safdır kederden amma güller yüz ister hüb olmayana neyler ayine-i mücella

5-hal-i rulını gözler zülf-i siyahın özler Yahya sevda-ı çeşm-ü kalbimdeki süveyda

Türkçesi

1-ey gül bu çılgın cihan aşkın ateşine yanarsa her bir avuç külünden bir bülbül peyda olur

2-o dilden doğrusu gönül mülküne korku vardır bir kıvılcımdan dünya baştan ayağa yanabilir

3-sevgi meyhanesi şarhoşlarla doldu.kadehler doldu.ey arif sen böyle yalnız oturma

4-gönül kederden saftır ama güler yüz istergüzel olmayana cilalı (parlak temiz)ayna neyler

5-ey Yahya gözbebeğimin ve kalbimin en gizli yeri onun yanağının benini gözler ve kara saçını özler!

GAZEL-7  (failatün failatün failatün failün)

1-gün yüzinde hat belürse gözlerüm giryan olur , hale görinse kenar-ı mahda baran olur

2-lal’in içün gözlerün birbirine hançer çeker ol iki mest arasında korkarım kim kan olur.

3-gül budağı gibi gülşende salınsın naz ile , karşuna başun salub serv-i revan hayran olur

4-zülfi üstinde gören dir kuşe-i ebrusini , sayesi dutmiş cihanı nice hoş eyvan olur

5-gözledi hattı Dehani hatemin dilde tutar şimdi fitne devridür yok yire çok bühtan olur

TÜRKÇESİ

1-      Gün yüzünde tüyler çıkınca gözlerim ağlar , ay’ın kıyısında ağıl görünse yağmur yağar

2-      Dudağın için gözlerin birbirine kılıç çeker, o iki esrik arasında korkarım kan olur.

3-      Gül budağı gibi gül bahçesinde nazla salınsan yürüyen selvi karşında başını eğip şaşar

4-      Kaşının ucunu zülfünün üstünde gören gölgesi dünyayı tutmuş ne güzel bir çatı der.

5-      Dehhani yüzünde tüy çıktığını gördü gönlünde gizledi , kimseye demez çok suçlama şimdi koğuculuk dönemidir.

 

GAZEL-8 (mefailün mefailün faulün )

1-senin yüzünğ güneşdür yoksa aydur , canum aldı gözünğ dakı ne aydur

2-benüm iki gözüm bilgil canumsunğ , beni cansuz koyasunğ sen bu keydür

3-gözümden çikma kim bu yir senünğdür , benüm gözüm sanğa yahşi saraydur

4-ne okdur bu ne ok kim değdi senden ,benüm boyum sünğüydü şimdi yaydur.

5-temaşaçün berü gel kim göresünğ, nite gözüm yaşı ırmak-u çaydur

6-senünğ boyunğ budağdan ağdı geçdi , cihan imdi yüzünğden yaz-u yaydur

7-bugün ışkunğ odında  ıssı alduh bize kayu degül ger kar-u kaydur

8-banğa her gice senden yüz binğ assı benüm her gün işim senden kolaydur

9-veled yohsulıdı sensüz cihanda seni bildi bu kezden beg-ü baydur

TÜRKÇESİ

1-senin yüzün güneş midir yoksa ay mıdır canımı aldı daha gözün ne diyor

2-benim iki gözüm canımsın bunu bil beni cansız bırakman ne demektir

3-gözümden çıkma bu senin yerindir benin gözüm sana güzel bir saraydır

4-ne oktur bu senden gelen ne ok benim boyum süngüydü şimdi yay oldu.

6-      Görmek istersen yaklaş ki göresin gözümün yaşının nasıl ırmak çay olduğunu

7-      Bugün senin sevgi ateşinden ısındık bizim için kar olmuş kış olmuş kaygı değil

8-      Her gece senden yuz bin kazanç gelir bana, benim işim hergün senden kolaydır

9-      Veled sensiz evrende yoksuldu seni bildi buyüzden beydir varlıklıdır

 

GAZEL-9 ( mef’ulü failatü  mefailü failün)

1-      Gerçek hadis imiş bu ki hubın vefası yoh , kim sevdi hubı kim didi hubın cefası yoh

2-      Işkın belası yoh diyüben ışka düşme var kim aşık oldı kim didi ışkın belası yoh

3-      Anın ki hacc-ı  ekberi ey can sen olmadun , beytül harama varmamış anın safası yoh

4-      Şeytandur ol ki suretüne kılmadı sücud düşdi bir ince derde ki hergiz devası yoh

5-      Şol can ki senden özge taleb kılmadı Murad hecründe yahmagun anı her dem revası yoh

6-      Aynün hatasuz ey büti çin tökdi kanumu türk-i hatadur aslına varur hatası yoh

7-      Fani cihana bahma geçer ömri sevme kim ömrin zevali var cihanun bekası yoh

8-      Ya rab ne şem’imiş bu mehin yüzü kim anın yüzi katında şemsi duhanın ziyası yoh

9-      Gel gel ki kamı savm-u salatün kazası var sensüz geçen zaman-ı hayatun kazası yoh

10-   Bimare can verür senün ey can lebün veli münkir sanur kim ol şefeteynün şifası yoh

11-   Yarun gelür hemişe cefası nesimiye sen sanma kim nesimiye yarun atası yoh

TÜRKÇESİ

1-Güzelde vefa olmaz sözü gerçekmiş güzel sevip de güzelde cefa olmaz diyen yok

2-aşkın belası yok diyerek aşka düşme sakın aşık olup da aşkın belası yok diyen yok

3-ey can sen kimin en büyük haccı olmamışsan o kimse kabeye varsa bile varmamış sayılır safası yok

4-senin görüntüne secde etmeyen şeytandır öyle ince bir derde uğradıki kurtuluşu yok

5-senden başka dileği olmayan bir canıayrılıkla yakıp tutuşturmanın da gereği yok

6- ey çin putu gözün yok yere kanımı döktü , o bir çin güzelidir geldiği yere döner suçu yok

7- ölümlü dünyaya bakma geçici yaşamıda sevme, ömrün sonu var dünyanında kalıcılığı yok

8-ey tanrım o ay gibi güzelin yüzü ne biçm ışıklık ki onun yanında öğle güneşinin bile aydınlığı yok

9-gel gel bütün namaz oruç borcu sonradan da ödenir ancak sensiz geçen zamanın dönüşü yok

10-ey can senin dudağı sayrıya can verir de sana inanmayan sanır iki dudağının şifası yok

11-Sevgilinin nesimiye boyuna cefası gelir oda bir bağıştır sen sanma ki nesimi ye bağışı yok

 

GAZEL-10  (failatün failatün failatün failün)

1-subh-dem dildarumi gördüm otagından gelür öyle sandum hurdur Firdevs bağından gelür

2-ya meger nur-ı tecellidür iyan oldı yakin ay ile gün tal’atı gül-gun yanağından gelür

3-çeşme-i hayvan hacildür lebleründen daayima ab-ı Kevser şerbeti şirin dudağından gelür

4-zülfinin çinile çün kimden urur müşk-i hıta ru-siyeh bilmez hata her dem dimağından gelür

5- şaha kadd-ü kametün her serv görse der –çemen egilür secde ider ditrer budağından gelür

6- dilbera sen hüsnüne men eyleme men aşıkı hande kim bir gül biter bülbül karagından gelür

7-ey nesimi ruh-perver geldi yarinden nesim isa nın enfasidür yarin dudağından gelçür

TÜRKÇESİ

1-      Sabahleyin sevgilimi gördüm otagından gelir öyle sandim ki huridir cennet bağından gelir

2-      Yok görünüş alanına çıkan bir nurdur belirdi açıkça ay ile güneşin parlaklığı gül renkli yanağından gelir

3-      Dirilik suyunun çeşmesi dudaklarından utanır boyuna cennetin şerbeti tatlı dudağından gelir

4-      Zülfünün kıvrımıyla çin miski boy ölçüşmeye kalkar o kara yüzlü bilmezki yanlışlık kendi özünden gelir

5-      Ey sevgili çemende boyunu posunu gören her servi eğilir secde eder titrer budağından olur

6-      Ey güzel güzelliğine kapılmamı yasaklama bana nerde bir gül bitse bülbül oraya ılgara gelir

7-      Ey nesimi sabah yeli cana can katarak geldi sevgiliden isanın soluğudur sevgilinin dudağından gelir

GAZEL-11 (mefulü mefailü mefailü feulün)

1-dildar için endişe-i can eylemek olmaz yok nesneyiçün nice zeban eylemek olmaz

2-öldürmeğe kavl itdüğüne durmadı gerçi , can virmek olur arı yalan eylemek olmaz

3-ağzun haberün sorduğuma hışm ile bakma, her lahzada bir yoh yire kan eylemek olmaz

4- sinemde ruhin mihri kaçan gizlene çünkim horşidi gil içinde nihan eylemek olmaz

5-dağ-ı gamum andukca gönül canumi yakma her anduğuni kişi heman eylemek olmaz

6- raz-ı dehenün sakladuğum can bigi bu kim ser virmek olur sırrı ıyan eylemek olmaz

7-Ah eyleme adni dile geldükçe hayali mihman var iken evde duhan eylemek olmaz

TÜRKÇESİ

1-Sevgili için can kaygısı gerekmez olmayan bir nesne için boşuna konuşmak olmaz

2-öldürmek için ant içti de sözünde durmadı can vermek olurda yalan söylemek olmaz

3-ağzından ne haber dediğim için öfkeyle bakma her an boş yere kan dökmek olmaz

4-gönlümde yanağının güneşi nasıl saklı kalsın güneşi balçık içinde gizlemek olmaz

5-özleminle acınla yandığımı söyleyince canımı yakma kişi her dediğini yapacak değil ya

6-Ağzından çıkan sözü can gibi gizli tutmanın nedeni baş vermek olurda sırrı açığa vurmak olmaz

7-ey adni sevgili görüntüsü gönlüne geldikçe inleme evde konuk varken duman tüttürmek olmaz

 

GAZEL-12 (mefulü failatü mefailü failün)

1-gördükçe yüzüni n’ola artarsa hayretüm çünkim sana bu yüzden olubdur muhabbetüm

2-iksir-i ışk kalbümi saf itdi zer gibi ol seng-dil benüm dahi bilmez mi kıymetüm

3-ışkun sehidiyem ki bu dağ-ı siyahlar güya ki zağlardur üşer yimege etüm

4-pirahen-i visalüne göz dikdüğüm bu kim hecrün bu ince ipliğe döndürdi kametüm

5-dünyayı berk-i ah ile ben Ruşen eylerüm ey afitap zerrece yok sana minnetüm

6-harc itmedin bu nazmı ölürsem mesihi ben cevherle topdolu ola sanduk-ı türbetüm

TÜRKÇESİ

1-yüzünü gördükçe şaşkınlığım artsa ne olur seni bu yüzden severim

2-aşk iksiri gönlümü altın gibi sarı etti o taş yürekli gene değerimi bilmez mi

3-ben aşk yolunda can vermişim bu kara yaralar etimi yemek için üşüşmüş kargalardır

4-sana kavuşma gömleğine göz dikmemin nedeni ayrılığın yüzünden boyumun bir ince ipliğe dönmesidir

5-dünyayı ahımın yıldırımıyla aydınlatan benim ey güneş sana gereksindiğim yok artık

6-ey mesihi bu şiiri tüketmeden ölürsem türbemin sandukası inciyle dopdolu olsun

 

GAZEL-13 (mefulü failatü mefailü failün)

1-sevdüm ol afitab-ı cihantabı can gibi ansuz cihan gözüme görinmez Cinan gibi

2-baştan ayağa nale olub ney gibi heman vurdum saray-ı yara sada-yı figan gibi

3- ol şehsüvarun atı önince yayan olub gitdüm saba-yı ah ile berg-i hazan gibi

4-hüsnine germ olıcı güzeller aceb midür gahi bürüdet eylese devr-i zeman gibi

5-gökden ne yağdı kim anı götürmeye zemin canane pür-cefa ise ta’n mı cihan gibi

6- efgan ile biribiri ardınca dud-ı ah azm itdi şehr-i yara bugün karban gibi

7-Yahya ya aklı yar idi derda ki ol dahi dildara uydu gitdi dil-i na-tüvan gibi

TÜRKÇESİ

1-      Evreni aydınlatan güneşi can gibi sevdim onsuz evren gözüme görünmez cennet gibi

2-      Baştan ayağa ney gibi inilti oldum birden sevgilinin konağına vardım bir çığlık gibi

3-      O atlının atı önünce yaya olarak güz yaprağı gibi ah yeline gittim .

4-      Güzelliğine yanıcı güzeller şaşılır mı arada bir çağımız gibi soğukluk gösterse

5-      Gökten ne yağdı da yer onu  taşımadı sevgilide dünya gibi acılarla doluysa şaşılacak ne var

6-      Ahın dumanı çığlıkla birbiri ardınca bir kervan gibi sevgilinin iline yöneldi

7-      Yahya ya aklı elveriyordu ne yazık ki o da sevgiliye uydu gitti şu bitkin gönül gibi.

 

GAZEL-14  (mefailün mefailün mefailün mefailün)

1-müheyya oldu meclis sakiya peymaneler dönsün bu bezm-i ruh-bahşın şevkına mestaneler dönsün

2-dila cam-ı şerab-ı ışk-ı yarı şöyle nuş it kim , felekler güm güm ötsün başına humhaneler dönsün

3-hayal-i şem’-i ruhsarun ko yansun hane-i dilde perin ol şem’a yakub şevkile pervaneler dönsün

4- sen ağyar ile devr itdün şeha peymaneyi daim ser-i kuyin dolanub aşık-ı piçaneler dönsün

5-bu bezm-i dil-küşaya mahrem olmaz baki’ya herkes di gelsün ehl-i diller gelmesün biganeler dönsün

TÜRKÇESİ

1-      Ey içki dağıtan toplantı düzenlendi kadehler dönsün bu can bağışlayan toplantı coşkusuyla esriyenler dönsün

2-      Ey gönül sevilenin sevgi şarabıyla dolu kadehi öyle çek ki gökler güm güm ötsün içki küplerinin bulunduğu yer dönüyormuş gibi başı dönsün

3-      Yanağının ışıldağının görüntüsü bırak yansın gönülde kelebekler o ışıldakta kanadını özlemle yakıp dönsün

4-      Ey sultanım sen kadehi boyuna yabancılarla döndürdün sokağının başını dolansın beli bükülmüş aşıklar dönsün

5-      Bu gönül açıcı topluluğa herkes katılmaz ey Baki söyle gönül erleri gelsin yabancılar geri dönsün

Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

10/10/2009

Yazılı ilk türk eserleri

TÜRKLERİN İLK YAZLI EDEBİYAT ÜRÜNLERİ

1-ALTUN YARUK: Ceval Kaya /mensur/dini

2-prens kalyanamkara ve papamkarahikayesi: Hüseyin Namık Orhun

3-aç pars hikayesi: Saadet Çağatay

4-coştani bey hikayesi : S. Himran /didaktik

5-maitrisimit: Şinasi tekin /tiyatro

6-turkish turfan text: manzum/dini/dergi

10/10/2009

Divan Edebiyatında Nazım Türleri

DİVAN EDEBİYATINDA NAZIM TÜRLERİ

Tevhid: Allah’ın birliğini ve yüceliğini anlatan şiirlere denir. Genellikle kaside biçiminde yazılır. Bununla birlikte terkib-i bend terci-i bend ve musammat biçimleriyle yazılanlar vardır. Divanların başında yer alır. Allah'ın büyüklüğü, isimleri, sıfatları, kuvvetinin sonsuzluğu, Allah karşısında kulun acizliği vs konular anlatılır. En ünlü Tevhid Nabin'in tevhididir.

Methiye: bir kimseyi övmek için yazılan eserlere denir manzum dur. İki türlüdür birincisi önemli devlet adamları için yazılanlar ikincisi din adamlarına ulu kimselere yazılanlar genellikle kaside biçiminde yazılır. Abartılı üslup kullanılır. En güzel örneklerini nef'i vermiştir. Nef’i, Aşıki, Esrar Dede

Mersiye: Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan üzüntü ve acıyı anlatmak için ölüyü över nitelikte yazılan manzum eserlerdir. Daha çok terkibi bend biçimiyle yazılırlar lirik bir anlatımı vardır. Kerbela olayını anlatan pek çok mersiye vardır. Baki şeyh galip kazım paşa Yahya Bey mersiye yazarlarıdır.

Fahriye: şairin kendi üstünlük ve erdemlerini anlattığı şiirlere denir. Şair sanatkârane bir gururla şiiri ve şairliğini över. Çeşitli abartılarla kendisini diğer şairlerden üstün olduğunu söyler. En ünlü fahriye yazarı nefi dir. Necati zati baki nedim önemli fahriye şairlerindendir.

Şehrengiz: bir şehrin güzelliklerinden ve güzellerinden bahseden manzum eserlere denir. Yalnızca Türk edebiyatında görülen milli bir nazım türüdür daha çok bursa İstanbul Edirne ile ilgili şehrengizler yazılmıştır. ilk şehrengizi mesihi yazmıştır. Zati hayreti neşati fehim lami önemli şehrengiz yazarlarıdır

Hamse: Aynı şaire ait beş mesneviden oluşan mecmualarım genel adıdır. Bu divan şairi için şiirde varılacak rütbelerin büyüğüdür. Genellikle hicranlı bir aşkı konu alan mesnevilerden oluşur. Bezende soyut kavramlarla ilgili mesnevilerde hamse içinde yer alır. İlk hamse üstadı Alişir Nevai dir son hamse üstadı da Sübhizade feyzi dir.

Hilye: başta hazreti peygamberimiz olmak üzere diğer peygamberler ile 4 büyük halifelerin iç ve dış güzellikleri ile örnek davranış biçimlerini anlatan eserlere denir. Kaynağını hadis ve tarih kitaplarından alır. Manzum mensur karışık olabilir. En önemli hilye hakanı Mehmet Bey e aittir. Cevri Neşati Mustafa Fehmi önemli hilye yazarlarıdır.

Mevlid : hazreti Muhammed in doğumu başta olmak üzere hayatı , mucizeleri , gazaları , ahlakı , vefatını ve hilyesini övgüyle anlatan eserlere denir. Çoğunlukla manzumdur. Mesnevi nazım şekliyle yazılmışlardır. Süleyman çelebinin mevlidi Türk edebiyatının En önemli mevlitlerindendir. Hamdullah Hamdi, Yazıcıoğlu Mehmet önemli Mevlid yazarlarıdır.

Siyer: peygamber efendimizin hayatını ve savaşlarını anlatan eserlere denir. Lirik bir söyleyiş ile tarihi gerçeklere dayalı eserlerdi. En önemli özelliği hazreti muhammed'in biyografisini veriyor olmasıdır. Siyer yazan en önemli sanatçı bakidir.

Tezkire: edebiyat alanında ünlü olmuş kişilerin biyografilerini ve sanatçı kişiliklerini anlatıp çalışmalarından örnekler veren eserlerin genel adıdır. Osmanlılar döneminde otuz kadar tezkire yazılmıştır ilki Sehi'nin heşt-bihişt adlı eseridir. Edebiyat tarihi açısından çok önemlidir. Güfti sadıki beliğ fatin şefkat önemli tezkire yazarlarıdır.

Münşeat: Küçük nesir yazısı ve mektupların bir araya toplandığı mecmuaların genel adıdır. Süslü yazı örneklerinin toplandığı eserlerdir. Divan şairlerinden pek çoğu münşeat bırakmışlardır. En ünlü münşeat Feridun Ahmet Bey i mecmua-i münşeatü’s-selâtin dir. Nabi fuzuli nergisi veysi asım önemli münşeat yazarlarıdır.

Nazire: bir şairin şiirine başka bir şair tarafından aynı ölçü ve uyak ve redifle yapılan benzerine denir. Nazire beğenilen bir şiire karşı yazılır. Şaire üslubunun beğenildiğini anlatmak için yazılır. Nazire kuru bir taklitçilik değildir. Hatta bazen nazire olarak söylenen şiir orijinalinden güzel olabilir. Şirine nazire yazılan şaire değer verilmiş ona iltifatta bulunulmuş demektir. Kazım paşa, nedim ve fuzuli ye nazire yazmıştır.

Tehzil: ünlü bir şiire aynı ölçü ve uyakta şaka ve alay yollu yazılmış nazirelere denir. Bayağılıktan uzak zarif ve güzel olması gerekir. şair ya konuya mizahi bir nitelik verir yada ciddi  bir şiiri mizahi duruma sokar.Güfti,süruri,havayi,Enderunlu vasıf,Halil Nihat Boztepe önemli tehzil sanatçılarındandır.

İnşa : eski nesirdir. Divan edebiyatının şiir ağırlıklı bir edebiyat olması inşa'nın gelişmesini engellemiştir. İnşa: inşa-yı talebi ve inşa-yı ayr-ı talebi olmak üzere ikiye ayrılır. Nabi nedim fuzuli önemli inşa yazarlarındandır.

Şarkı: Türk edebiyatında bestelenmek amacıyla yazılan eserlerdir. Dört dizeli bentlerle yazılır. Şekil yönünden murabba ya benzer. Sonda tekrarlanan dize nakarattır.  Şair genellikle son beyitte mahlasını söyler. Konusu aşk sevgili ayrılık içki eğlencedir. Dilin sade olmasına özen gösterilir.en yaygın kafiye şekli aAaA dır. Nedim naili Enderunlu vasıf önemli şarkı yazan sanatçılardandır. En çok şarkı yazan Enderunlu vasıftır.

Sur-name: şehzadelerin sünnet düğünleri ile sultanların doğum ve evlilik törenlerini konu alan şiir veya düzyazı eserlerin genel adıdır. Sanatlı bir üslupla yazılır. Yazıldıkları dönemin sosyal hayatını anlattıkları için tarih açısından önemlidirler. Üç konu işlenir 1-sünnet törenleri 2- evlilik törenleri 3- doğum şenlikleri Nabi seyyid Vehbi haşmet önemli sur name yazarlarıdır.

Tarih: savaş barış doğum ölüm sakal bırakma vb olayları saray çeşme gibi yapıların yapılış yahut yenileniş yıllarını ebced denilen usul ile tespit edilen nazım türüdür. Tarih olarak yazılan kıt’a nın genellikle son mısrasının harf değerlerinin toplamı düşürülen tarihi gösterir. Şu çeşitlere ayrılır tarih-i tam, ta’miyeli tarih, tarih-i mücevher, tarih-i düta, tarih-i mühmel, lafyen ve manen tarih, lugazlı tarih. Süruri Nabi Ayni tarih yazarlarındandır.

Kıyafet-name: Kişlerin diş görünüşlerinden ahlak ve karakter yapıları hakkında çıkarılan yargıları konu alan eserlerin genel adıdır. Dış yapıdan içyapı anlaşılmaya çalışılır. İnsanın vücut yapısıyla ruh hali ve kişiliği arasında ilgi kurulup genel kurallar çıkarılır. En ünlü örneği Erzurumlu İbrahim hakkı ya aittir. Hamdullah Hamdi, Kaşani , Nesimi kıyafetname yazarlarındandır.

Menakıb-name: bir velinin hayatı çerçevesinde oluşmuş menkıbe veya kerametlerini anlatan dini tasavvufi eserlere denir. Amaç halka anlatılan veliyi tanıtmaktır. Dil ve üslubu halk diline yakındır. Olağan üstü olaylar fazladır. Namık paşa Sakıb Bey Mustafa dede menakıbname yazarlarındandır.

Gazavat-name: din düşmanlarıyla yapılan savaşları konu alan eserlerdir. Detaylı oldukları için tarihi bir önem taşırlar. Yazarın izlenim ve anılarına dayanan eserler oldukları için güvenilir kaynaklardır. Sonradan kaleme alınan Gazavat namelerde vardır. Kâşifi önemli gazavat-name yazarlarındandır.

Seyahat-name: gezip görülen yerler hakkında yazılan eserlerin genel adıdır. Seyahatnameler gezilen yerlerin insan ve çevre özellikleri ile adetleri, yaşam vs. hakkında bilgi verir. En önemli seyahat name yazarı evliya çelebidir. Seyahatname eseri dünya edebiyatında benzeri bulunmayan nadir eserlerdendir.

Letaif-name: latifeler içeren eserlerin genel adıdır. İçlerinde fıkra ve hezl bölümleri çok az bulunabilir. Ahmet dedenin bir eseri vardır çeviri bir eserdir.

Sefaret name: elçi olarak bir ülkeye gönderilen kişilerin veya beraberlerinde bulunanlardan birinin Elçilikleri sırasında gördükleri ve yaptıkları ile siyasi izlenimleri anlattıkları eserlerin genel adıdır. Sefaret nameler ilişkide bulunulan devletlerin sosyal ve ekonomik durumları yaşama biçimleri hakkında bilgi içerir. Bu yönden tarih açısından önemlidir. Çelebi Mehmet Efendi. Ahmet Durri, Ahmet resmi sefaret name yazan sanatçılardandır.

Nasihatname: öğüt verici özellikte yazılmış olan didaktik eserlerdir. Mesnevi seklinde olabildiği gibi küçük manzumeler şeklinde de olabilir. Kaside nazım şekli bunlar için uygundur. Nabi nin Hayriyye'si ile Sünbülzade Vehbi'nin Lütfiyye'si önemli nasihatname örneklerinden dir.

Siyaset name: devlet idare edenlere yöneticilik sanatı hakkında bilgi verip önerilerde bulunan ahlaki didaktik eserlerin genel adıdır. Konular anlatılırken ayet hadis atasözü vs parçalar da esere serpiştirilir. Devirleri içinde en iyi devlet idaresinin nasıl olması gerektiğini, halkın sorunlarını dile getirir. Yusuf has Hacip in kutadgu bilig ile nizamü'l-mülk'ün siyaset-name adlı  eserleri önemli siyaset-name örnekleridir.

İYDİYE: bayramın gelişi nedeniyle bir büyüğü över nitelikte yazılan kasidelerdir. Bayramın gelişinin övülen kişi için uğurlu olması temenni edilir.genellikle bahşiş maksadıyla kaleme alınır.en önemli iydiye şairi hayalidir.

Miraciye: Hz. Muhammed'in miraç mucizesini konu alan manzumelerdir. Daha çok kaside nazım şekliyle yazılır. Manzum olduğu gibi mensur da olabilir. Miraç name adıyla da bilinirler. Menkıbevi bir anlatım hakimdir. Sanatkârane bir üslupla yazılmışlardır. Önemli Miraciye yazarları : Neşati Sabit Nahifi nazım dır.

Ramazaniye :ramazan ayının gelişini tebrik için yazılan ve devlet büyüklerine sunulan kasidelerdir. Böyle kasidelerin girişinde ramazan ayında bahsedilir. Enderunlu vasıf'ın önemli bir Ramazaniye eseri vardır.

Bahariye: klasik edebiyatta bahar tasvirleriyle başlayan kasidelerin genel adıdır. Divan şiirinde baharın büyük önemi vardır. Şairler bahardan söz açarak kasidelerinde övdükleri kişiler için bu mevsimin uğurlu olması temennisinde bulunurlar. Baharın gelişiyle onları tebrik ederler. Nef’i ve Tevfik Bey bahariye yazan önemli sanatçılardandır.

Şitaiye: teşbih bölümünde kış ve kış hallerinden bahsedilen kasidelere denir. Divan edebiyatında kış mevsimini konu olarak işleyen şiirlere de şitaiye denir. Ziya Paşan'ın bir şitaiyesi vardır.

Şathiye: tasavvuf edebiyatında ciddi bir düşünceyi ya da duyguyu iğneleyici ve alaylı bir şekilde anlatan şiirlere denir. Şaka ve alay yollu yazılan şathiye ye daha çok tekke şairleri ilgi göstermiştir genellikle Bektaşi şairlerinde rastlanan şathiyeler ya gazel ya da semai koşma gibi kafiyelenmiştir. Hece ölçüsünün 7+7=14  6+5=11 veya 4+4=8 ‘li kalıplarıyla da yazılabilirler. Kaygusuz abdal yunus emre şathiye yazan şairlerdir.

Nevruziye: bahariye gibi bahar gelince yazılan şiirlerdendir. Bahariye ile ayni özelliktedir.

Temmuziye: havaların ısınmasına bağlı olarak şairlerin yazıp devlet büyüklerine sundukları kasidelerdir. Havaların ısınmasını konu alır.

Suriye: yapılacak bir düğünle ilgili şairlerin yazıp devlet büyüklerine ya da sevdiklerine sundukları kasidelerdir.

Kasriye :yeni yapılan kasr yani köşk ile ilgili şairlerin yazıp devlet büyüklerine sundukları kasidelerdir.

Rahşiyye: güzel atlara binilmesini konu alıp padişahlar sunulan kasidelerdir.

Saki name: aşk şarap kadın gibi konuların işlendiği şiirlerdir. Gerçek ya da mecaz anlamıyla içki ve içki âlemleri övülerek anlatılır. Divan edebiyatında pek çok yazılmış saki name vardır. Fuzuli revani nadiri önemli saki name yazarlarıdır.

Cemreviyye: divan şairlerinin cemre düşmesiyle dönemlerindeki önemli devlet adamlarına sunmak için kaleme aldıkları kaside türüdür.

Lugaz: herhangi bir nesnenin özellikleri anlatılarak yazılan manzum bilmecedir. Soru biçiminde düzenlenir. İçinde çözüme ilişkin ipuçları vardır. Aruzla yazılıp divanların son bölümlerine konulur. Sünbülzade Vehbi'nin böyle bir eseri vardır.

Kıssa: öğüt verici ve öğretici öykü, fıkra, masal, menkıbe türü eserlere denir. Daha çok mesnevi biçiminde yazılır.  Düzyazı olanı da vardır. Ahmet Cevdet paşanın bir eseri vardır.

Baha-ı tevil: ölçülü uzun nesir cümleleri niteliğindeki uyaklı dizelerden oluşan bir türdür. Pek az örneği verilmiştir dizelerde seciler yapılır. Dizelerin ölçüsü herhangi bir kalıbın ana parçalarını tekrarlanmasıyla oluşur. Şeyh galip'te örneği vardır.

Tarif name: makam sahiplerini vazifelerinin özelliklerine göre birkaç beyit içinde anlatan mesnevi şeklindeki eserlerdir.

Tazmin :başkasına ait olan bir dize yada beyitin bir sair tarafından herhangi bir nazım biçimiyle tamamlanmasına ve böylece yazılan şiire denir.bir dize veya beyit gazel ve kaside içinde de tazmin edilebilir. Nedimin sadrazam reşit ali paşa için yazdığı ‘üstüne’ redifli gazelde Rasih in bir gazelinin matla beytini tazmin etmiştir.

Münacat: Allah’a yapılan yalvarış ve yakarışları anlatan şiirlere denir. Nesir olanına tazarru name denir. Arap edebiyatından fars edebiyatına oradan da Türk edebiyatına girmiştir. Dini konular daha fazla ele alınır Allahın yüceliği karşısında çaresiz ve zavallı kullar olarak Allaha yakaran şairler kulun acizliğinden ve Allaha muhtaç oluşundan bahsederler. Çoğunlukla kaside biçimiyle yazılırlar

Na’t: Hz.peygamberi övmek ve ona yalvarıp şefaat dilemek amacıyla yazılan şiirlere denir. Konusu Hz peygamberin mucizeleri, risalesi, hicret olayı vs olabilir. Kullanılan dil ağırdır sanatlıdır. Genellikle kaside biçimiyle yazılırlar. Fuzuli'nin su kasidesi edebiyatımızın aşılamayan naatlarındandır. Nazım Nabi şeyh galib in çok güzel na’tları vardır.

Kırk hadis: peygamber efendimizin 40 adet hadisi ile bu hadislerin açıklayıcı bilgilerinden oluşan koleksiyonlardır. Dini, öğretici ahlaki sosyal ve edebi niteliktedir. Önce hadis sonra tercümesi sonrada gerekiyorsa açıklaması yazılır. Fuzuli ve  seyyid Vehbi bu türde eser veren önemli sanatçılardır.   

 

10/10/2009

Divan Edebiyatında Nazım Şekilleri

DİVAN EDEBİYATINDA NAZIM ŞEKİLLERİ

GAZEL

Gazel kelimesi manası Arapçada kadınlar için söylenen güzel ve aşikane sözdür bu kelime daha sonraları İslami şark edebiyatında aşk ve şarap mevzuunda söylenen tamamı ile klasik şiirin yaygın adı olmuştur. Gazel bir aşk ve şarap şiiridir. Gazeller beyitlerle söylenir. Gazelin ilk beytinin her iki mısrası kafiyelidir.bu beyte matla’ beyti denir.son beytin adı makta’dır.şairin mahlası son beyitte yer alır.gazelin en güzel beyitine beytül gazel denir.

KASİDE

Kaside Arapçada kasıt maksat anlamına gelir. Bu maksat şairin kendi kabiliyetini övmek ya da başkansı yermek başlangıcındadır. Kaside nesib, tegazzül , girizgah ,mehdiye fahriye ve dua bölümlerinden oluşur.beyitlerden oluşur.ilk beyit matla son beyit makta. Kasidede şairin adı bulunan beyite taç beyit denir en güzel beytine beytül kasid denir.

Ahmet paşa kerem kasidesi ,fuzuli su kasidesi ,nefi su kasidesi bu türe en güzel örneklerdendir.

MESNEVİ

Mesnevi beyitlerle tertiplenen bir nazim şeklidir. Ancak mesnevide her beyit kendi mısraları arasında kafiyelenir.bir beyitin kafiyesi diğer beyitlerde devam etmez. Kısaca mesnevi beyitleri arasında kaside ve gazeldeki gibi kafiye birliği ve kafiye tekrarı yoktur. Uzun manzumelerdir. (aa bb cc dd…). Ahmedi ,şeyhi ,alişir nevai mesnevi yazarlarıdır.

RUBAİ

Turk halk şiirinin dörtlük-mani isimli küçük manzumelerine benzer dört mısradan ibaret bir şekildir. Birinci ikinci ve dördüncü mısraları birbiriyle kafiyelidir. Rubai daha çok bir tefekkür bir düşünüş şiiridir.araplar rubai ye du beyt derler. Rubailer tamamiyle bu şiire has vezinlerle söylenir.24 rubai vezninin mef u lü ile başlayan ahreb ,  mef u lün ile başlayanlar ise ahrem olarak ikiye ayrılır.

Fuzuli, nabi ve nedim’in rubaileri vardır.

TUYUĞ

Divan şiirine Türklerin verdiği bir nazım şeklidir. Tuyuğ dört mısralı bir nazım şeklidir. Kafiye dizilişi Türk manilerinde ve rubailerde olduğu gibidir aaba . Tuyuğları diğerlerinden ayıran en önemli özelliği aruzun failatün failatün failat vezniyle söylenmesidir. Tuyuğ kelime anlamı olarak da imalı cinaslı söz olarak geçer. Seyyid Nesimi , Kadı burhaneddin  ve Nevai tuyuğ yazmışlardır.

ŞARKI

Klasik edebiyatta Türk zevkinin ve Türk şiir geleneğinin geliştirdiği diğer bir milli nazım şekli şarkıdır. Divan şiirinin son asırlarında şarkı en popüler şiir çeşidi olmuştur. Şarkılar bestelenerek söylenmek için şekillenmiş nakaratlı şiirlerdir. Şarkı Türk halk şiirindeki koşma lar la türkü lerin  divan şiirine tesiri ve bu şiirlerinde aruzla söylenmesi yoluyla oluşmuştur. Nedim Şeyh galib Yahya kemal şarkı yazarlarındandır.

MÜSTEZAT

Müstezat mefulü mefailü mefailü failün vezniyle söylenen bir manzumenin her mısrasının sonuna mefulü failün vezninde kısa bir mısra ilave edilerek oluşturulur. İlave mısralara ziyade denir. ziyadeler müstezat mısraların altına birer ikinci mısra gibi yazıldığı taktirde bundan bir mısra uzun bir mısra kısa iki mısralı bölümlerden mürekkep bir şekil meydana gelir.

MURABBA

Dört mısralı kıtalarla söylenen nazım şeklidir. Aaaa,bbba,ccca,ddda seklinde kafiyelenir.dörtlük tarzında yazılan musammatlardandır. Dörtlük sayısı bir kayda bağlı değildir. nedim ve fuzuli murabba yazarlarına örnek gösterilebilir.

 

MUHAMMES

Beş mısralı kıtalarla soylenen nazım şeklidir. Beşinci mısrası aynen tekrarlanan muhammeslere muhammesi mütekerrir denir.son mısra tekrarlanmazda yalnız birbiriyle kafiyeli olursa  bunada muhammesi müzdevic adı verilir.beşlik sayısı bir kayda bağlı değildir. Fatih sultan Mehmet  muhammes yazmıştır.

MÜSEDDES

Altı mısralı kıtalarla tertiplenen nazım şeklidir. Müseddesler de mütekerrir ya da müzdevic olurlar ancak müseddeslerde her kıtanın yalnız son mısrası değil sondan iki kıtanın son iki mısrasına uygun söylenir. Yahut bu iki mısra her kıtanın sonunda tekrarlanır naili neşati müseddes yazarlarındandır.

Bir beytin başına bilhassa beğenilen bir gazelin her beytinin baş tarafina  iki mısra ilave edilerek o gazeli murabba haline getirmeye terbi’

Beyitlerin başına üçer mısra ilavesiyle şiiri muhammes haline koymaya tahmis

Ve beyitlerin başına dörder mısra ilave ederek manzumeye museddes şekli vermeye tesdis adı verilir burada dikkat edilecek husus beyitin orijinalliğini bozmamaktir.

TAŞTİR

Beyitlerle söylenen bir şiirin özellikle bir gazelin beyitlerine yeni mısralar eklenerek şekillenen bir musammat çeşididir. Arapçada herhangi bir şeyi ortadan ikiye ayırmak anlamına gelir.

Edebiyatta taştir bir beyitin birinci ve ikinci mısraları arasına iki veya daha fazla mısra eklenmesidir.

Nedim, Nedimi Kadim,  Yahya Kemal taştir yapmışlardır.

MUSAMMAT KAFİYE

Musammat terimi divan edebiyatında bir kafiye tarzi içinde söylenir ve mısraları ortalarında da kafiyeli manzumelere musammat denir. Böyle mazumeler umumiyetle müstefilün müstefilün yahut mefailün mefailün gibi mısraları ortadan bölünebilecek vezinlerle söylenir.böylelikle her beyit kısa mısralarla söylenmişdört mısralı bir kıta ve her manzume boyle kıtalarla söylenmiş bir murabba ahenğine burunur. Fuzuli ,nefi  ve yunus emre  musammat kafiye kullanmışlardır.

TARDİYYE

Yıne bir vezin ve kafiye özelliği dolayısıyla hususi ad alan bir muhammes tarzı da tardiyedir. Tardiyye mef ü lü mefa ilün failun vezniyle söylenir. Her kıtasının ilk dört mısrası kendi aralarında kafiyelidir. Beşinci mısra kıtaların sonunda aynen tekrarlanmaz fakat birbiriyle kıtalardakilerden ayrı bir kafiyeyle kafiyeli olurlar

Terdiyye bi bakıma çok sayıda beyitlerle yazılan mesnevilerdeki monotonluğu gidermek için arada bir mesnevi arasında soylenen gazel kıta murabba vb gibi ilave şiirlerin adıdır.ancak tardiye şiirinin hoşa giden ahengi aynı şekilde müstakil şiirler söylenmesine vesile olmuşur. Bu türü kullananlardan  Şeyh galib örnek gösterilebilir.

TERKİBİ BEND VE TERCİ-İ BEND

Gazel şeklinde ve gazel buyukluğunde şoylenmiş beş on manzume arka arkaya sıralanır.ancak her manzumenin sonunda öteki manzumeye geçmeden önce gerek söz buütünlüğü gerekse kafiyeleniş bakımından tek ve müstakil bir beyit söylenir.bu beyit kendisinden önceki parçayı kendinden sonraki parçaya bağlamakla vazifelidir bu beyite bend beyiti yada   vasita adı verilir.

Bend beyiti eğer her kıtanın sonunda aynen tekrarlanıyorsa o şekle terci i bend eğer her parçanın sonunda başka başka beyitler halinde soylenirse manzumenin bütününe terkibi bend denir

Terci i bend :  aaaaaaa aa bbbbbbb aa ccccccc aa dddddd aa

Terkibi bend: aaaaaa  bb cccccccc dd eeeeeeee ff

Fuzuli ,baki, ruhi, nabi, ziya paşa terkibi bend ve terci-i bend yazmışlardır.

KITA VE NAZIM

Tuyuğ ve rubai gibi belirli vezinlerle söylenen 4 mısralı nazım şekillerinden başka yine divan şiirinde 4 mısralı iki nazım şekli daha vardır bunlar kıt’a ve nazım’dır. Aruzun her vezniyle yazılabilirler. Kıtaların ilk beyti iki mısrası birbiriyle kafiyeli değildir. Bu bakımdan kıta matla beyti olmayan gazel gibi söylenir.

Mısra sayısı 4 ten fazla olan kıta lar da vardır. Fuzuli ,nedim

Nazım: nazım adlı dörtlüklerde ilk beyitlerin kafiyeli olması gerekir. Bunlar yalnız iki beyitle söylenmiş gazel gibidir. Aruzun her vezni ile söylenebilirler. Enderunlu vasıf  nazım yazarıdır.

10/10/2009

15.yy Türk Edebiyatı

  

15. yüzyıl  Türk Edebiyatı

2. Murad

Tezkirelere göre dönemin ilk şair padişahıdır. 1421-1451 tarihleri arasında tahtta kalmış şiirlerini muradi mahlasıyla yazmıştır. Çok güzel şiirlerinin olduğunu tezkirelerden anlıyoruz. Ama divanı elimize geçmemiştir.

Fatih Sultan Mehmet (avni)

İkinci Murad ın oğludur. Çök iyi bir eğitim gören fatih edebiyatla ilgilendiği gibi din felsefesi coğrafya ve astronomi ile de ilgilenmiştir. Fatih iyi bir devlet adamıdır ayrıca bilim adamıdır. İcatlar da yapmıştır. Avni mahlasını kullanmıştır. Fatihin İstanbul’u almasıyla Anadolu birliği tamamlanmış İstanbul başkent olmuştur. Dünyanın çeşitli yerlerindeki bilim adamlarını sanatçıları her türlü imkânı sağlayarak İstanbul’a getirtmiştir. Hatta gelmeyi kabul etmeyenler dahi maddi destek sağlayarak oradan insanlık adına önemli çalışmalar yapmasını istemiştir.

Divanı :yeni ve eski harflerle yayımlanmış en son Muhammet Nurdoğan yeni eski harflerle yayımlamış ve şerhini yapmıştır.

2.Beyazıt (adli)

Fatihin oğludur. Çok iyi bir eğitim almış önemli bir âlimdir. Astronomi ve felsefe alanında çok iyidir. Ve elimizde küçük bir divanı vardır. Divanı eski ve yeni harflerle yayımlandı???????

Sultan Cem

İyi bir şairdir. Döneminde çok yazan şairlerdendir.

Türkçe Divanı: Halil Ersoylu tarafından yeni harflerle yayımlanmıştır.

Farsça divan:

Falname : İsmail hikmet Ertaylan

Cemşid-ü Hurşit: ladini bir aşk mesnevisidir. Eser münevver okur tarafından yeni harflerle yayımlanmıştır. Adnan ince tarafından yeni harflerle TDK da yayımlanmıştır. Cem sultan edebiyatımızda vatan hasretini en iyi işleyen sanatçıdır memleket hasretini anlattığı şiirleri liriktir.

Şehzade Korkut- Harimi

2.Beyazıt’ın oğludur harimi mahlasıyla şiirler yazmıştır. Çok güzel şiirleri vardır. Divanı yeni harflerle yayımlandı

Mahmut Paşa --Adni

Fatihin sadrazamlarındandır. Adni mahlasını kullanır. Divanı Türkçe ve farsça şiirleri ile farsça mensur mektupları bu divanda toplamıştır. Adni divanı Bilal yücel tarafından yeni harflerle yayımlanmıştır.

Nişancı Mehmet Paşa

Fatihin ve diğer padişahların sadrazamlığını yapmıştır. Nişani mahlasıyla şiirler yazmıştır

Cezeri Kasım Paşa

Sefi mahlasıyla şiirler yazmıştır

Şeyhi

Yüzyılın ilk şairlerindendir 14. Yy sonu 15. Yy başında yasamıştır. Germiyan sahasında yetişmiştir. Önce germiyan oğullarına sonrada Osmanlılara sığınmıştır. Asıl adı Yusuf Sinan’dır. Öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra bilgisini ilerletmek için ırana gitmiş orada tıp tasavvuf ve edebiyat alanlarında bilgisini geliştirmiş ve daha çok göz hekimliğinde derinleşmiştir. Tıp la ilgisinden dolayı kendisine hekim Sinan denilmiştir. İran dönüşü Ankara da hacı bayram veli ye intisap etmiş onun müridi olmuş bu yüzden şeyhi mahlasını almıştır.

 Har-name: 1415’te çelebi Mehmet in karaman savaşı sırasında gözünün ağrıması üzere Ankara ya getirtilen şeyhi padişahın gözünü tedavi etmiş ve kendisine tokuzlu köyü tımar olarak verilmiştir. Köyün eski sahipleri şeyhi'yi köye sokmazlar ve dövüp soyarlar. Şeyhi de bu olay üzerine har-name'yi yazarak çelebi Mehmet e sunar mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır klasik edebiyatta hiciv alanında en güzel mesnevilerdendir. Edebiyatımızda hiciv ve alayın bu kadar zarif ve başarılı yazılışı sadece şeyhi de görülür. Eser sosyal hicivin en güzel örneklerinden kabul edilir. Faruk kadri Timurtaş tarafından yeni harflerle yayımlandı.

 Divanı  :eski harflerle TDK da tıpkıbasım olarak yayımlandı. Şeyhi divanı nın tahlili Ali Nihat tarlan tarafından yayımlandı cemal kurnaz ve Mustafa esen tarafından yeni harflerle yayımlanmıştır.

Hüsrev –ü şirin: mesnevi, edebiyatımızın en güzel hüsrev –ü şirin'lerindendir. Ladini bir aşk mesnevisidir. Nizami'nin aynı adlı eserinden faydalanılarak yazılmıştır. Eser Faruk kadri Timurtaş tarafından yayımlanmıştır.

 Şeyhi’nin özellikleri; tasavvufla yazdığı eserlerin yanında ladini eserleri de vardır yani mutasavvıf bir şair değildir. Ladini gazelleri var, klasik edebiyatı iyi bilen bir şair, şiir tekniğini iyi biliyor lirizmde oldukça başarılı teşbihleri mazmunları sağlıklı kullanmış 15. Yy ın tüm dil özelliklerini şiirlerinde kullanmıştır. (dil sadedir Arapça ve farsça kelimeler yavaş yavaş kullanılmamaya başlanmıştır.)oğuz dilini kullandığı için hem kendi döneminde hem de sonraki dönemlerde eleştirilmiştir. Edebiyatımızda şeyhi mesnevi Necati gazel Ahmet paşa kaside alanında çok önemli isimlerdir.

Ahmet Paşa

15.yy Anadolu sahasında Türk edebiyatının Şeyhi'den sonra gelen en güçlü temsilcisi Ahmet paşa dır. Gazel ve kasideleri ile tanınmıştır. Edirnelidir. Eğitimini tamamladıktan sonra Bursa'da müderrislik kadılık yapmıştır. Fatih Ahmet paşayı kendisine hoca tayin etmiş ve vezirlik vermiştir. Bir müddet fatihten yakınlık görmüş sonra bir sebepten dolayı fatih tarafından hapsedilmiştir. Kerem kasidesini yazması üzerine affedilerek bursa ya gönderilmiştir. 2. Beyazıt'ın tahta geçmesiyle bursa da sancak beyliği yapmış ama bir daha saraya girememiştir. Ahmet paşa Türk edebiyatındaki nazire yazma geleneğinin önde gelen temsilcilerindendir.  Kaside alanında bu yüzyılın en önemli şairlerinden sayılır. Şiirlerinde ahenk sağlarken farsça tamlamaları fazlaca kullanmıştır. Farsçaya ve fars edebiyatına eserlerinde fazla yer vermiştir. Dönemin diğer sanatçıları tarafından Türk şiirine irani libas giydirdi diye eleştirilmiştir. Divanı oldukça sanatlı lirik ahenkli bir divandır. Rindane ve aşikane konulara değinmiştir. Eserine ladini konuları ağırlıktadır. Eser üzerinde Harun tolasa tarafında tahlil yapılmış ‘’Ahmet paşanın şiir dünyası’’ adıyla yayımlanmıştır. Eser Ali Nihat tarlan tarafından yeni harflerle yayımlandı.

Necati

15. yy da yaşamıştır. Özellikle gazel alanında söz sahibi en önemli şairlerdendir. Ahmet paşanın çağdaşıdır. Doğum yeri ve tarihi belli değildir. Kaynaklarda Abdullah oğlu( annesi ve babası belli olmayanlara yani devşirme) olarak yetiştirilmiştir. Edebi alanda ve bilim alanında yetiştirilmiştir. Kastamonu ya gidip orada adını tanıtmıştır asıl adı ısadır. Çevresinde iyi tanınmış ve padişahlar tarafından korunmuştur. Şehzade Abdullah ın karaman valiliği sırasında ona divan kâtipliği yapmış onun ölümünden sonra da Manisa da sancak beyi olan şehzade Mahmut a nişancılık yapmıştır. Mahmut un genç yaşta ölmesi üzerine gittiği yerlerdeki kişilerin ölmesi üzerine İstanbul a dönmüş 1508 de vefat etmiştir. Necati’nin 15 yy edebiyatının gelişmesinde ve klasik şiirin gelişmesinde büyük katkısı vardır o şiirlerinde atasözlerine deyimlere halk söyleyişlerine fazlaca yer vermiştir. Bu konuda da oldukça başarılıdır bu özelliğinden dolayı şiirleri sadedir. İfade bakımından incelik akıcılık bakımından iyidir ama çağdaşı Ahmet paşadaki ahenk şiirlerinde yoktur. Şiirlerinde Türkçeyi hâkim kılmak istemiştir. Necati Türkçeye aruz uydurmakta Ahmet paşadan iyidir hem bu özelliğiyle hem de lirik bir muhtevayla duygu dolu samimi içten yazması onun gazel alanında bir üstat olmasını sağlamıştır. Necati günlük konuşma dilini şiire rahatlıkla aktarmıştır. Kendisinden sonra birçok şair onun şiirlerine nazireler yazmıştır. Fuzuli baki revani mihri hatun valihi Suphi ahi ondan etkilenen şairlerdendir. Elimizde şairin bir divanı ve divanın önsözü vardır.

 Divanı : Ali Nihat Tarlan tarafından yeni harflerle yayımlanmış birde tenkitli baskısı yapılmıştır. Divan üzerinde Mehmet Çavuşoğlu tarafından tahlil çalışması yapılmış ve bu çalışma yayımlanmıştır. Mehmet çavuşoğlu ‘Necati’ adlı bir kitap yayımlamıştır. Divanın önsözünde şair şiir hakkındaki görüşlerini belirtmiştir.

Mesihi

Fatih devrinde yaşamıştır. Rumeli şairlerindendir priştinalıdır. Şiirlerinde rind ve meşrep bir özellik vardır.

şehrengiz: edebiyatımızda ilk şehrengiz mesihi tarafından yazılmıştır

DİVAN: divanında 2.beyazıt ve 1.selime kasideleri vardır en güzeli Ali paşa için yazılanıdır

Bahariye :(Mansur) adlı bir kasidesi vardır.bu kaside divanın içindedir. Bu eser Avrupa da Latince İspanyolca İngilizce Fransızca Sırpça olarak yayımlanmıştır.. Eser fehim bayraktaroviç tarafından yayımlanmıştır

Gül-ı sad-berg: mektuplardan oluşmuştur. Münşeat türünde bir eserdir. Mensurdur. Eser çetin derdiyok tarafından yayımlanmıştır.

 Divanı: mine mengi tarafından yeni harflerle yayımlandı.

Nizami –(karamanlı)

Ahmet paşadan etkilenmiştir. Ona birçok naziresi vardır. Çok genç yaşta karmandan İstanbul a gelirken ölmüştür. Bu yüzden pek fazla eseri yoktur.

 Divanı: oldukça hacimli güzel bir eserdir. Eser Haluk İpekten tarafından Yeni harflerle yayımlandı.

Zeynep Hatun

 Amasyalı bir kadı nın kızıdır edebiyat tarihinin tekniğini çok iyi bilir Necati den etkilenmiştir. Divanı Rusya da e.i maştokova tarafından eski harflerle yayımlandı. Divanı elimize geçmemiştir tezkirelerde kaynaklarda pek çok şiiri vardır. Güzel duygusal rindane ve aşikane şiirler yazmıştır.

Melihi

Fatih dönemi derbeder şairlerdendir. Kaynaklara göre doğduğu yer kesin değildir. İyi bir eğitim almıştır. Iranda ihtisasını yapmıştır. Ama içkiye düşkünlüğünden meyhane meyhane dolaştığı için bir baltaya sap olamamıştır. Şiirleri dahi dağınık haldedir. Şiirlerini muharrem ergin toplamış ve yeni harflerle yayımlamıştır. Rindane ve rind meşrep bir şairdir. Aşikane konularda şiirler yazmıştır.

Dede Ömer Ruşeni

Mutasavvıf bir şairdir eserleri

Divan: bazı şiirler yayımlandı

Çoban-name (mesnevi) , ney-name(mesnevi) , miskin-name(mesnevi),silsile-name, kalem-name, kıssa-name

Eşrefoğlu Rumi (tasavvuf)

Divan: Mustafa Güneş tarafından y.h yayımlandı

Muzekkın-nüfus: Aslan Tekin, melek tekin tarafından yeni harflerle yayımlanmıştır.

Hacı Bayram Veli

Mutasavvıf bir şairdir. Hacı bayram veli şiirleri üzerinde fuat bayramoğlu bir çalışma yapmış ve çalışmayı yeni harflerle TDK da yayımlamıştır.

İbrahim Tennuri

Tasavvuf. Gülzar-name: 500 beyitin üzerinde bir eserdir. Ali rıza karabulut ve ramazan yıldız tarafından yeni harflerle yayımlandı.

Süleyman Çelebi

Vesiletün-necat: adlı mesnevisi ile meşurdur. Mevlid türünde yazmıştır. Hz Muhammed’in doğumundan ölümüne kadar tüm hayatını konu alır. Esri Necla pekolcay Ahmet Ateş yeni harflerle yayımlamıştır.

Yazıcıoğlu Mehmet

Geliboluludur. Muhammediyye: mesnevi-dini eser amil çelebioğlu tarafından y.h yayımlandı.

Ahmedi Bican

Yazıcıoğlu mehmed'in kardeşidir.

 Ahmediyye: çok okunan bir eser oldukça sade

Envarul-aşikin : (mensur)

Durri meknun , acaib ul mahlukaat , münteha, ruh ul ervah , bostan ül hakaaik  onun eserleridir.

Akşemseddinzade Hamdullah Hamdi

Edebiyatımızda ilk hamse yazan şairlerdendir. Hamse=5 mesnevi. Hamdi aynı zamanda kıyafet-name yazarıdır.

Divanı: ali emre özyıldız

Hamse(5 MESNEVİ)

1-Yusuf-u züleyha: Naci onur tarafından y.h yayımlandı.

2-Leyla ile mecnun

3-Tuhfetül-uşşak

4-kıyafet name

5-mevlid

 

Cemali

Şeyhinin yeğenidir.

Miftahü’l-ferec :( ferahlığın anahtarı) mesnevi. İçinde küçük küçük hikâyeler vardır. Eser çetin derdiyok tarafından y.h yayımlanmıştır.

Hüma ve hümayun (Gülşen-i uşşak): İstanbul üniversitesi ktp.

Enveri

Düstur-name :( tarih) aydınoğullarının tarihini anlatır. Eser mukremin Halil yinanç tarafından y.h.yayımlandı

Uzun Firdevsi

Kutub-name ( tarih, mesnevi ) ismet parmaksızoğlu ve İbrahim olgun tarafından yeni harflerle TDK da yayımlandı midilli seferinden bahseden tarihi bir mesnevidir.

Süleyman name :( manzum mensur)

Yazarın, Daavat name,Firaset name, Pend name , Silahşor name, satranç name ,hayat name, hakaaik name adlı eserleri de vardır.

Ebu’l Hayr-ı Rumi

Saltuk-name : ( tarih, mensur ) şükrü haluk akalın tarafından y.h yayımlandı

Aşık Paşazade

Tevarih-i al-i Osman : (mensur tarih )Nihal atsız tarafından yeni harflerle yayımlandı.

Neşri

Cihan-nüma: mensur

Sinan Paşa

Nesir tarzının en büyük üstatlarındandır. Süslü münşeat türündeki en önemli eserleri vermiştir. Âlim bir ailenin çocuğudur. İlk Osmanlı kadısı Hızır çelebi nin oğludur. Fatihin hocalığını yapmıştır. Derin bir bilgiye sahiptir. Fakat sonra aralarının bozulması üzerine fatih tarafından zindana atılmıştır. Ulemaların baskısıyla zindandan çıkartılarak sürgüne gönderilmiştir. Daha sonrada affediliştir.

Tazarruat :( tazarru-name) (yakarışlar) mensur. Ancak manzum gibi sanatlı kafiyeli yazılmıştır. Eser mertol tulum tarafından y.h yayımlandı.

Nasihat-name : (maarif-name) mensur bir eser. Eser İsmail hikmet Ertaylan tarafından tıpkıbasımıyla yayımlandı.

Tezkiretü’l-evliya: mensur bir eser biyografi niteliğinde velilerin hayatından bahseder emine gürsoy nazkali tarafından yeni harflerle yayımlandı

Mercimek Ahmet

Kâbus-name: (mensur)İran edebiyatı 11.yy da yazılan Keykavus’un kâbus-namesini Türkçeye çevirmiştir. Eser yeni harflerle yayımlandı.

Mensur Hikâyeler

El-ferec ba’de’ş-şidde: 42 ayrı hikayeden oluşan külliyatın adıdır. Telif hikayelerdendir. Eser hasan kavruk, kazım yoldaş ve Süleyman çaldak tarafından y.h yayımlandı.

Arabacı hikâyesi ( vahdi Cafer çelebi ) büyük bir hikâye ya da küçük bir roman realist telif bir eser. Eser hasan kavruk tarafından y.h yayımlandı

Bahtiyar name ( on vezir hikâyesi )- Mansur bahşi – Uygur edebiyatına kadar giden bir eser romana dayalı bir eser hasan kavruk tarafından y.h yayımlandı.

Kırkvezir hikâyeleri ( şeyhzade ahmed muri ) içinde yüzlerce hikaye olan tek vaka kuruluşuna sahip bir roman eser telif bir eserdir. Y.h yayımlandı

 

 

« Önceki ::