İlk İslami Türk Eserleri

 KUTADGU BİLİG (KUTLU OLMA BİLGİSİ) :  Karahanlılar sahasında 1069 da balasagunlu Yusuf tarafından yazılmış ve dönemin hükümdarı tobgaç buğra han a sunulmuştur. Eseri beğenen hükümdar Yusuf sarayda has habiplik vermiştir. Bundan sonra yazar Yusuf has hacip adıyla anılmıştır. Elimize geçen ve edebi değer taşıyan ilk İslami eserlerden olan kutadgu bilig gerek şekil gerekse içerik bakımından oldukça başarılı, özellikli bir eserdir. Bundan dolayı ondan evvelde başka eserlerin yazılmış olması düşüncesi araştırmacılar tarafından düşünülmüştür. Eser manzumdur mesnevi nazım şekli ve şah name vezni (fe’ülün, fe’ülün, fe’ülün, fe’ül) ile yazılmıştır.6645 beyitten oluşan eserde yer söylenmiş 173 dörtlük bulunmaktadır. Dörtlüklerdeki kafiye tıpkı İslamiyet öncesi Türk eserlerinde olduğu gibi yarım ve cinaslı kafiye kullanılmıştır. Beyitler arasında da cinaslı kafiye kullanılmıştır. Gerek kafiye sisteminin gerekse dörtlüklerin bu sıklıkla kullanılması eserlerde İslamiyet öncesi Türk şiirlerinin yani milli edebiyatın etkisini sürdürdüğünün bir göstergesidir. Uygurcanın devamı olan hakaniye Türkçesi ile yazılan kutadgu bilig de az olmakla birlikte Arapça farsça kelimelerde kullanılmıştır. Türkçe kelimelerin fazlalığı nedeniyle aruzun uygulanmasında zorluk çekildiği ve fazlaca imale yapıldığı görülür. Buna rağmen eser kafiye düzeni şekil ve aruzun uygulanışı bakımından önemli bir aşama olarak kabul edilmektedir. kutadgu biligin başında eserin konusu mahiyeti hakkında bilgi veren mensur bir önsöz vardır. Ondan sonrada 72 beyitlik bir mesnevi arkasından eserin kendisi gelir. Sonraki dönemlerde yazılan mesnevilerde görüldüğü gibi bu eserde de önce Allaha sonra peygambere daha sonrada dört halifeye övgüden sonra eserin takdim edildiği şahıs methedilir. Daha sonra da konuya geçilmiştir.

Mesnevinin şahısları olan dört kahraman temsili kişilerdir. Bunlardan

Kün Togdı hükümdardır ve adaleti temsil eder

Ay Toldı vezirdir saadeti temsil eder

Ögdülmış vezirin oğludur ve aklı temsil eder

Odgurmiş vezirin kardeşidir ve akıbet’i temsil eder

Eser bu dört kişinin karşılıklı konuşmasıyla devam eder konuşmalar esnasında devlet düzeninin sağlanması, sosyal hayatın tanzimi, insanlara mutlu bir hayat sunmanın yolları anlatılır. Didaktik ve ahlaki bir eser olan kutadgu biliğde Türk toplumunu zenginler, orta sınıf ve fakirler olarak üç guruba ayırmıştır. Hükümdar görevi dolayısıyla halkı terbiye etmeye okutmaya durumlarını iyileştirmeye mecburdur. Toplum için cahillik, hastalık, kötülük olmak üzere üç kötü durum vardır devlet cahilleri okutup bilgilendirmeli hastaları iyileştirmeli kötüyü yok edip iyi insan yetiştirmelidir. Eserde insanların bu dünyada ve öteki dünyada nasıl mutlu olacakları hususu etraflıca anlatılmaktadır. Bu arada idarecilerin nasıl olmaları gerektiği de anlatılmıştır. Bu yönüyle eser aynı zamanda bir nasihatnamedir yazar eserini kaleme alırken bini Sina nın eserlerinden ve fikirlerinden yararlanmıştır.

Eserin üç nüshası elimize geçmiştir : viyana fergana kahire. Bu üç nüsha TDK da tıpkıbasım olarak yayımlanmıştır. Ayrıca eserin karşılaştırmalı metni Reşit rahmeti arat tarafından yayımlanmıştır. Aynı yazar eseri Türkiye Türkçesinde çevirmiş ve indeksini yapmıştır. A.dilaçar: kutadgu biliğ incelemeleri TDK yayınları Ank. 1972

 

 

DİVAN-I LÜGAATİ’T TÜRK: Karahanlılar döneminde kaşgarlı Mahmut tarafından 1074 yılında Bağdat ta yazılmıştır. Dönemin Abbasi halifesine sunulan eser Arapçadan Türkçeye sözlük niteliğindedir. Bu eser Türkçenin ilk lügat ve dilbilgisi kitabıdır. Eser Araplara Türkçeyi öğretmek için kaleme alınmıştır. Eserde yaklaşık olarak 7500 madde başı Türkçe kelimenin Arapça karşılıkları verilmiştir. Bu karşılıklar verilirken de 400 civarında Türkçe dörtlük kullanılmıştır. Bu manzumeler diğer örnekler halk arasında derlemeler yoluyla toplanmıştır. Onun içinde zamanın dili, tarihi, folkloru, edebiyatı ve estetiği açısından son derece önemli bilgiler içermektedir. Yazar yaşadığı dönemin Türk lehçeleri hakkında da bilgi vermiştir. Türkçeyi hakaniye( doğu) ve oğuz (batı) olmak üzere iki guruba ayırmıştır. Eserin sonunda o dönemin Türk dünyası haritası yer almaktadır. Eser ilk kez 19. Yüzyılın sonlarında bulunmuştur. Tek nüshası tercüme edilerek 3 cilt halinde Kilisli muallim Rıfat tarafından yayımlanmıştır. Eser üzerinde en güçlü çalışmayı besim Atalay yapmıştır. B. Atalay tercümenin yanında eserin tıplı basımı ve indeksini de yayımlayarak 5 ciltlik külliyat oluşturmuştur. Son zamanlarda eserin tıpkıbasımı kültür bakanlığı yayınlarında basılmıştır.

 

ATABETÜ’L HAKAYIK:( hakikatlerin eşiği)  karahanlılar devrinde ve o sahada hakaniye lehçesiyle yazılmıştır. Yüknekli edip Ahmet tarafından kaleme alınan eserin ne zaman ve nerede yazıldığı belli değildir fakat kutadgu biliğ den 50 yıl kadar sonra yazıldığı tahmin edilmektedir. Eser sipehsalar Muhammed Bey adında birine sunulmuştur. Batı Türkistan da Taşkent in güneyinde yüknek kasabasında dünyaya gelen edip Ahmet anadan doğma kör biri İslami ilimler çok iyi bildiği ermiş biri olduğu kaynaklarda belirtilmiştir. Eser maznundur. Şahname vezniyle yazılmıştır. Baştaki terkib münacaat vb bölümler beyit esasına göre kaside formunda yazılmıştır. Bundan sonra ise esas metin dörtlükler şeklinde yazılmıştır. Dini ahlaki didaktik konular içeren ve değişik başlıklar altında bölümlerden oluşan eserde bilgi verme esas alınmıştır. İlmin faydası, cahilliğin zararları ahlakın faydası cömertlik cimrilik vb konular işlenmiştir. Yazar bu bilgileri verirken kuran dan hadislerden diğer İslami kaynaklardan olabildiğince faydalanmıştır.bu şekilde geniş halk kitlelerine dini öğütler vermeyi gaye edinmiştir. eser kutadgu biliğ e göre daha dini ve daha millidir. İçerdiği konular bakımından dinidir. Millidir çünkü kutadgu bilig de 173 dörtlük varken bu eserin tamamı dörtlüklerle yazılmıştır. Eserin elimizde 6 nüshası bulunmaktadır. Bunlardan bazıları Uygur alfabesi ile yazılmıştır. Eser önce necip asım tarafından İstanbul da 1918 yılında basılmıştır. Sonra eser metni ve çeviri yazısı reşit rahmeti arat tarafından 1951 yılında istanbul da yazılmıştır.

MUKADDİMET’ÜL  EDEP: Harezmî sahasında ebu'l kaasım Mahmut zemahşeri tarafından yazılmıştır. 1075-1144 yılları arasında yaşayan zemahşeri dönemin büyük bir İslam bilginidir. Eserini Arapça bilmeyenlere Arapça öğretmek için kaleme almıştır. Yani mukaddime tül edep bir sözlüktür Arapça kelimelerin yanına Türkçe ve Farsça karşılıkları konulmuştur. Türkçe karşılıklar genellikle oğuz, Kıpçak ve kanglı lehçeleri ile verilmiştir. Türk dili bakımından oldukça önemli olan; fakat Kaşgarlı nın eserinde bulunmayan lehçeleri vermesinden dolayı eser çok önemlidir. Mukaddime tül edep 1971 de zeki veledi Togan tarafından yayımlanmıştır. Ayrıca Nuri yücel eserin geniş bir incelemesini yaparak metni neşretmiştir. Bu çalışma bir görüş dil özellikleri ve metin incelemesidir.yazarın birde el-keşşaf adlı eseri vardır.

Yorum Yaz